SARAYDAN AKTİVİZME : ULVİYE MEVLAN

 


   Nuriye Ulviye Mevlan Civelek, 1893 yılında Balıkesir Gönen'in bir Ubıh köyü olan Hacıvelioba`da doğmuştur. Bu nedenle anadilinin sadece Türkçe değil, Adığece ve Ubıhca olduğu, diasporada doğan ilk kuşak Çerkeslerden biri olduğu belirtilmektedir. Babası Mahmut Yediç, annesi Safiye hanımdır. Çoğu kaynakta sadece "Mevlan" veya "Civelek" olarak anılsa da babasının soyadı olan Yediç ismi onun Çerkes kökenlerine ve ailesinin Kafkasya'dan sürgün ediliş hikayesine dair önemli bir ipucudur. Bu aile 1864`te Kafkasya`dan Ruslar tarafından sürülen Yediç adıyla anılan tanınmış bir çerkes ailesinden gelmektedir. Doğum adı Nuriye'dir. Ancak 6 yaşında verildiği Yıldız Sarayı'nda aldığı eğitim ve gösterdiği zarafet nedeniyle kendisine saraya yakışır bir isim olan Ulviye adı verilmiştir. 


   Henüz 13 yaşındayken II. Abdülhamid`in süt kardesi Hulusi Bey ile evlendirilmiş, eşinin vefatıyla 20 yaşında dul kalmıştır. Bu evlilikten kalan yüklü miras `Kadınlar Dünyası` dergisini hiç kimseden yardım almadan, tamamen kendi servetiyle kurmasını sağlamıştır. Bu dergi, bir müslüman kadının fotoğrafını yayımlayan ilk mecradır ve kendisini `musavver` (resimli) gazete olarak tanımlamıştır. Derginin en radikal kuralı, kadınların hakları tamamen tanınana kadar erkek yazarlara yer vermemesiydi. Dönemin şartlarında 3.000`in üzerinde bir tiraja ulaşması, derginin toplumsal etkisinin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. 

   Kadınlar Dünyası Dergisi, 17 nisan 1913 yılında yayın hayatına başlamıştır. Ulviye Mevlan, sadece bir dergi sahibi değil Osmanlı'nın modernleşen yüzünde "bız de varız" diyen en güçlü sesti. Osmanlı`nın ilk feminist düşünceyi savunan dergisi olmuş, erkeklerin dünyasında yaşayan kadınların da bir dünyası olduğunu savunmuşlardır. Dergi bu ismi alırken de bu düşünce ile hareket etmiştir. Dergi önceleri günlük yayımlanmaktayken daha sonraları haftalık yayımlanmaya başlamıştır. Ulviye Mevlan, Emine Seher Ali, Mükerrem Belkıs gibi aydınlar dergide sürekli yazı yazan yazarlardır. Dergideki tüm yazarlar kadındır. Kadınlar Dünyası dergisinin yazar kadrosu; Mükerrem Belkıs, Fatma Nasip, Nadire Nazmi, Atiyye Şükran, Mediha Hasip, Atiye Cevat, Yaşar Nezihe, Feride Nihal, Rasîme Binti, Nigar Ferit, Cevriye Cemil, Münire Ihsan, Enise Şükrü, Selma Kamid, Belkis Şevket ve Nimet Cemil`dir. 



   Bugün modern dünyada tartışılan 'eşit işe eşit ücret' ilkesini Türkiye tarihinde ilk kez yazılı olarak talep eden kişidir Ulviye Mevlan. Kadınlar Dünyası dergisinin 164. sayısında Posta-Telgraf Nezareti'nde çalışan kadınların erkeklerden daha az maaş almasına isyan etmiş ve sendikal hak benzeri bir talep yükseltmiştir. Kadınlar Dünyası dergisinin sadece yerel bir yayın olmadığı, 1913-1914 yıllarında Fransızca ekler ve özel sayılar çıkardığı bilinir ancak bilinmeyen detay, Ulviye Hanım'ın bu nüshaları Avrupa'daki sufragette (kadın hakları) liderlerine bizzat postalayarak lobi yapmasıdır. Bu strateji o kadar başarılı olmuştur ki ingiliz The Tımes gazetesinden Grace Ellison ve Alman Berlıner Tayblatt gazetesinde Odette Feldman gibi ünlü Avrupalı gazeteciler sırf Ulviye Hanım ile röportaj yapmak ve Osmanlı Kadın Hareketini yerinde görmek için Istanbul'a gelmiştir. Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, derginin ilk 100 sayfasını (1913-1921 arası) Latin harflerine aktarmış ve kitap olarak yayımlamıştır.

   Ikinci evliliğini dönemin aydınlarından olan gazeteci Rıfat Mevlan ile yapmıştır. Ikinci eşinden ayrıldıktan sonra ekonomik olarak hayatta kalma mücadelesine girer. Istanbul Sultanahmet'te tek başına bir öğrenci yurdu-pansiyon işletmeye başlamıştır. Osmanlı aristokrasisinden gelen ve sarayda büyüyen bir kadının, Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir pansiyoncuya dönüşmesi onun tam bağımsız karakterinin en büyük kanıtıdır. Müstakbel eşı Dr. Ali Muharrem Civelek ile de bu pansiyona tıp öğrencisi olarak gelmesi sayesinde tanışmıştır. Tarihi kaynaklarda Nuriye Ulviye Mevlan Civelek'in yaptığı üç evlilikten de çocuğu olduğuna dair bir bilgi bulunmamaktadır. Hayatını ve tüm servetini kadınların eğitimi ve hakları uğruna harcamıştır. 

   Ve yine Nuriye Ulviye Mevlan Civelek tarafından Osmanlı feministlerinin kadın haklarını savunmak için Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti adında 28 Mayıs 1913 tarihinde cemiyet kurulmuştur. Bu cemiyetin kuruluşu duyurulmuş sonrasında dergi ve cemiyetin çalışmaları birlikte yürütülmüştür. Bu cemiyet kadın dernekleri arasında en radikal olanıdır. Kadınların giyimine yönelik kuralların yeniden düzenlenmesi, boşanma hakkının kadınlara da verilmesi, mirastan eşit şekilde pay alımı, kadınların çalışma hayatına girmesi, kadınların eğitiminin iyileştirilmesi gibi konularla öne çıkmıştır. 

   Ulviye hanım, cemiyet bünyesinde sadece teorik yazılar yazmamış, doğrudan sivil itaatsizlik eylemleri örgütlemiştir. Telefon idaresine kadın işçi alınması talebi reddedilince, cemiyet üyesi kadınları toplu halde Posta-Telgraf Nezareti binasının önüne yığılmıştır. Bu ısrarlı fiziki abluka sonucunda Bedia hanım başta olmak üzere ilk müslüman Türk kadınları memur olarak işe başlamış oldu. Ulviye hanım, kadınların ekonomik bağımsızlığı olmadan hak elde edemeyeceğini biliyordu. Bu yüzden cemiyet çatısı altında yalnızca kadınların çalıştığı bir terzihane kurdu. Ayrıca terzihanenin amacı, çarşaf ve peçeyi tamamen kaldırmadan önce, kadınların toplumsal hayata daha rahat karışabilmesi için "modernize edilmiş, rahat, cepli" çarşaf tasarımları üretmek ve bunları çok ucuz fiyata kadınlara ulaştırmaktı.

   Hayatının son dönemini geçirdiği Hatay Kırıkhan'da bugün onun adını taşıyan bir Halk Kütüphanesi bulunmaktadır. Bu kütüphane eşi Ali Muharrem Civelek tarafından eski bir Ortodoks Kilisesi bahçesindeki evin restore edilmesiyle kurulmuştur. Mezarı Antakya Asrî Mezarlığı'ndadır. 

   Ulviye vefat ettiğinde arkasında bir bilinç bıraktı. Bugün bir kütüphanede yaşayan ismi, onun bilgiye ve kadının aydınlanmasına olan sarsılmaz inancının bir anıtı gibidir.  





Hiç yorum yok: